Prof. Dr. İrfan YALÇINKAYA tarafından hazırlanan mesleki bilgi, belge, haber ve çalışmaları içerir.
İş: SBÜ İstanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi, Göğüs Cerrahisi Kliniği, Ana Bina 9. Kat / MHRS randevusu için Pazartesi, Çarşamba 10-15, Cuma 13-15 arası / Telefonlar: 0(216) 4583000 Poliklinik Sekreter: 22163, Poliklinik Odam: 22115 ; Klinik Odam: 49145, Klinik Sekreterler: 49100-49237 / Bu telefonlardan ve E-postamdan bana ulaşabilirsiniz. E-posta: profdrirfanyalcinkaya@gmail.com
Merhaba, Prof.
Dr. Necmettin Akdeniz, Van Tıp Fakültesi Dermatoloji (Cildiye) Anabilim
Dalı’nın dördüncü öğretim üyesi idi. Genç, dinamik, akademik ve bilimsel açıdan
güçlü, üretken bir meslektaşımız olup hem Van Tıp’ta hem de İstanbul’da ikamet
ettiğim mahallede komşum olan biridir. Onunla sitemizin bitişiğindeki caminin
avlusunda 29 Ekim’de öğleden sonra söğüt ağacının önünde sohbet ettik.
Söyleşimize sarı bir kedi de eşlik etti, o yüzden buna “Kedili Söyleşi” ismini
verdim. Dokuz yıl Van Tıp’ta görev yapan arkadaşımızın anlattıklarının ilginizi
çekeceğini düşünüyorum.
İlgiyle
izleyeceğinizi ve beğeneceğinizi umuyorum. Videoyu başkalarıyla da paylaşır ve
kanalıma abone olursanız sevinirim. İyi seyirler.
“BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA” SÖYLEŞİ DİZİSİ -4- KONUK: ORTA OKUL DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ HOCAM ‘OSMAN TAŞKAYA’
Merhaba, Osman Taşkaya, orta okul yıllarımda ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’ hocamızdı. İlk görev yeri okulumuz olan genç, dinamik, disiplinli bir hocamızdı. Osman Hoca da iki fakülte bitirmesine ve çok başarılı bir hoca olmasına rağmen hem imam hatip kökenli olduğu hem de ortama göre şekil almayan, idealist, duruşu olan, yağcı ve yalaka biri olmadığı için gerek öğretmenlik gerekse de idarecilik döneminde başına neredeyse gelmeyen kalmamış. Söyleşi sırasında o yıllara ait tanıklığını ve değerlendirmelerini bulabileceksiniz. Bir öğretim üyesi olarak ben de bir yerde bir öğretmen ve hoca sayılırım. Bu söyleşiyi özellikle 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne denk getirip yayınladım. Bu vesileyle yetişmemde emeği olan bütün öğretmenlerime, hocalarıma teşekkür edip sevgi ve saygılarımı sunmak istedim. Artık hayatta olmayanlara da Allah’tan rahmet diliyorum ve bu vesileyle iki yıl önce hayata veda etmiş olan Ankara Atatürk Lisesi Fransızca Hocam Yüksel Potur Hanımefendi’yi de söyleşi sonuna kısa bir video sunum ekleyerek anmak istedim. Bu arada güzel bir gelişme de oldu. Merak edenler videonun altındaki açıklamayı okuyabilir.
İlgiyle izleyeceğinizi ve beğeneceğinizi (beğeni butonuna basarsanız sevinirim) umuyorum. Videoyu başkalarıyla da paylaşır ve kanalıma abone olursanız sevinirim. İyi seyirler.
Yirmi yıl
önce bugün göreve başlama işlemleri için İstanbul Süreyyapaşa Hastanesi eski
başhekimlik binasına giriş yaptığımda, göğüs cerrahisi kliniğinde görev yapan
ve kongreler sırasında tanıdığım iki meslektaş dışında kimseyi
tanımıyordum.
Acı tatlı
anılarla aradan 20 yıl geçti.
Bu
vesileyle uzun zamandır hazırlandığım ve bir kısmını yaptığım video ve
yazıların sonuncusunu yaparak ‘Süreyyapaşa Dosyası’nı kapatmak, bir nevi veda
etmek istedim. Yarın bir gün nasip olur da Süreyyapaşa’dan ayrılsam da artık
Süreyyapaşa ile ilgili yeni bir video sunum yapmayacak, bir yazı daha
yazmayacağım.
Zaten
sekiz yıldır Süreyyapaşa’da uzatmaları oynuyorum. Birkaç defa ayrılmak için
atak yapsam da kısmet olmadı, ama artık önüme çıkan ilk fırsatta ayrılacağım.
Beni Süreyyapaşa’ya bağlayan hiç ama hiçbir şey kalmadı, şu an gidecek bir yer
bul-a-madığım için mecburen, mecburiyetten devam ediyorum. Özellikle bu Eylül
ayında başhekim olan kişinin odamı basması, bana bugüne kadar kimseden
duymadığım ve kimsenin yapmadığı hakaret ve tehditleri yapması, Süreyyapaşa
Hastanesi ve özellikle Cerrahi Kliniğin üç beş kişi dışında sessiz kalması,
umurunda bile olmaması bardağı taşıran son damla oldu.
Bu 20 yıl içinde
bilgim, birikimim, deneyimim, olanaklarım ve gücüm nispetinde hiç kimseyi ayırt
etmeden herkese insanca yaklaşmaya, yardım etmeye, destek vermeye çalıştım. Artık
Süreyyapaşa’ya verebileceğim, Süreyyapaşa’nın da bana verebileceği bir şey
kalmadı. Elbette insan olduğum için eksiklerim, kusurlarım, yanlışlarım,
zayıflıklarım, ihmallerim olmuştur. Bu nedenle bende hakkı olup da hakkını al-a-mayan
ve kendilerini incittiğim kırdığım herkesten helallik diliyor, hoş görmelerini
istirham ediyorum. Ben de üç beş kişi dışında herkese hakkım varsa, helal
ediyorum.
Bu 20 yıl
içinde gördüm ve anladım ki, adam (cinsiyetten bağımsız lafın gelişi) sandığım
birçok kişi meğer “kardan adam”mış. Sadece kendi menfaatleri ve hesapları olan
sıradan kişilermiş. Süreyyapaşa’nın bir aile olmadığını ve “hepimiz birimiz,
birimiz hepimiz için” diye bir şey olmadığını bizzat gördüm ve anladım. Yine de
20 yılda 20 kişiyle (lafın gelişi) karşılaştığımı ve dost edindiğimi söyleyebilirim.
20 yılı
100 slaytlık bir video takdimi ile noktalıyorum.
Merhaba, halihazırda Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığını görevini yürüten ve bir zamanlar yolu Van Tıp’tan geçenlerden biri olan Prof. Dr. Gürkan Öztürk’ü ziyaret ettim ve makamında bir söyleşi gerçekleştirdik. Fizyoloji öğretim üyesi olan Öztürk söyleşide de ifade ettiği gibi Van Tıp’ın ilk asistanı (1993) ve on birinci akademik personelidir. Bilahare 1995-1999 arası dört yıl Londra’da doktora eğitimine devam edip tamamladı. Kendisiyle Van Tıp’lı yılları, fizyoloji alanındaki çalışmalarını, Van Tıp Fakültesi dergilerini ve hobisi olan fotoğrafçılığı konuştuk. İlgiyle izleyeceğinizi ve beğeneceğinizi umuyorum. Videoyu başkalarıyla da paylaşır ve kanalıma abone olursanız sevinirim. İyi seyirler. Prof. Dr. İrfan Yalçınkaya https://www.youtube.com/watch?v=F9rJKaMZouo
Merhaba, bu söyleşi dizisinde hayatımın bir yerinde karşıma çıkıp ‘bu yollarda beraber yürüdüğümüz’ bazı kişileri sizin de tanımanızı, onlarla söyleşip öykülerini, anılarını dinlemenizi ve onlara dair kısa kayıtlar olsun istedim.
Memduh abiyi Ercümend Özkan ve İktibas Dergisi vesilesi ile tanıdım. Vefatına kadar onun yanında olduğu gibi ondan sonra da sağlık şartları bozulana kadar dergi bürosunda bulundu, emek ve katkı verdi. Arka planda, sakin, babacan, toparlayıcı, vazifesini müdrik bir tavrı vardı. Dergide veya başka mecralarda yazmadı ama bildiklerini, öğrendiklerini dergiye gelenlerle ve etrafındakilerle paylaşırdı. Söyleşinin onu tanıma ve fikir verme noktasında kâfi ve nostaljik olduğu kanaatindeyim.
İlgiyle izleyeceğinizi ve beğeneceğinizi umuyorum. Videoyu başkalarıyla da paylaşır ve kanalıma abone olursanız sevinirim. İyi seyirler.
“Göğüs Cerrahisi Okulu” projemin Göğüs Cerrahisi stajyerleri &
yeni başlayan asistanlar için on birinci ve Göğüs Cerrahisi kıdemli asistan ve
mezuniyet sonrası eğitim amacıyla uzmanlar için dördüncü dersimi hazırladım ve
sizlere takdim ediyorum. İki ay önce yayınladığım toraks travması (göğüs
yaralanması) dersinden sonra bu dersle ilişkili ve devamı olarak iki hafta önce
toraks duvarı şimdi de diyafram yaralanması dersini hazırlayıp travma serisini
tamamladım. Tıpkı göğüs duvarı
yaralanması gibi diyafram yaralanması konusu da oldukça ayrıntılı, sistematik
ve vaka yönünden zengin bir içeriğe sahiptir. Konusunda bir ilk ve Youtube’daki
tek sunum, kaynak, ders olduğu kanaatindeyim. Bu dersimi, 9 yıl önce aramızdan
ayrılan merhum kıdemlim Op. Dr. H. Yaşar Erol’un anısına ithaf ediyorum. “Göğüs
Cerrahisi Okulu” 7/24 açıktır, her yerde ve her zaman erişim olanağı mevcuttur.
Faydalı olması dileğiyle.
Merhaba, Prof. Dr. Tekin Yaşar bir çeyrek asra yakın Van Tıp’a ve Vanlı’lara hizmet veren mesleki ve etik değerlere sahip, çalışkan ve sıradışı Van Tıplı’lardan yani içimizden “bizden biri”dir. Onunla kendi hikayesini, Van’daki yıllarını, Van Tıp Göz Kliniği’nin kuruluşunu, Beyoğlu Göz Hastanesi’nin kurucusu ve Van Tıp Göz’e önemli katkılar veren Göz Hastalıklarının meşhur ve duayen hocalarından Prof. Dr. Ömer Faruk Yılmaz’ı, Beyoğlu Göz Hastanesi’nin tarihçesini, merhum Dr. Ahmet Demirok hocamızı ve daha birçok şeyi konuştuk. Anılarla dolu, eğitici öğretici, özel ve güzel bir sohbet oldu. Söyleşinin sonunda arşivimden bir dakikalık bir videoyu merhum Prof. Dr. Ahmet Demirok’un aziz hatırasına binaen ilk defa paylaştım. İlgiyle izleyeceğinizi ve beğeneceğinizi umuyorum. Videoyu başkalarıyla da paylaşır ve kanalıma abone olursanız sevinirim. İyi seyirler.
Merhaba, söyleşi dizisinin bu ikincisinde, sitemizin spor daha doğrusu yüzme hocamı tanıtmak ve onunla spor etrafında yaptığım söyleşiyi paylaşmak istedim. Bilgili, ilgili, yetenekli, hoş sohbet ve cana yakın bir insan olan hocam sayesinde su korkum tamamen gitti, iyi kötü kendime yetecek kadar yüzme öğrendim. Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Meslek Yüksekokulu mezunu olup öğretmenlik dahil birçok işte çalışan Cafer Hoca, başta tenis ve yüzme olmak üzere birçok spor dalı ile ilgilenmektedir. Kendisi ile güneşli bir öğleden sonra sitemizin açık spor alanında spor ve sağlık üzerine zevkli ve faydalı bir söyleşi yaptık. İlgiyle izleyeceğinizi ve beğeneceğinizi umuyorum. Videoyu başkalarıyla da paylaşır ve kanalıma abone olursanız sevinirim. İyi seyirler. Prof. Dr. İrfan Yalçınkaya https://www.youtube.com/watch?v=8l-kkOOwd2I
“Göğüs Cerrahisi Okulu” projemin onuncu dersini nihayet
hazırladım ve sizlere takdim ediyorum. İki ay önce yayınladığım toraks travması
(göğüs yaralanması) dersinden sonra bu dersle ilişkili olan iki yapının
travmasına odaklandım. Göğüs duvarı yaralanmasını bitirip YouTube’a koydum, bir
süre sonra da diyafram yaralanmasını sunmayı planlıyorum. Bu konu stajyerlerden
daha ziyade asistanlar ve uzmanlar içindir. Konu oldukça ayrıntılı, sistematik
ve vaka yönünden zengin bir içeriğe sahiptir. Konusunda bir ilk ve Youtube’daki
tek sunum, kaynak, ders olduğu kanaatindeyim. Bu dersimi, bu konuyu 22 yıl önce
bir kongredeki “toraks travmaları” panelinde bana teklif eden ve 8 yıl önce
aramızdan ayrılan merhum kıdemlim Prof. Dr. Sedat Demircan’a ithaf ediyorum.